İbni abidin'den iktibas ettiği, müçtehidlerin tasnifi (Yedi tabaka mevzusu)içerikli yazısı İbni Kemal Paşa'ya aittir. Hanefi mezhebinde ilk defa böylesi bir tasnifi Yavuz Sultan selim döneminde yaşamış İbni Kemal Paşa yapmıştır. Mütekaddimin ulemadan ise böylesi bir tasnifi yapan olmamıştır.
Mezkur tasnif Kazanlı bir alim olan Mercani tarafından şiddetli bir şekilde tenkit edilmiştir. Akabinde merhum Zahid El Kevseri ve Leknevi tarafından, Mercaniye dayandırılarak tenkit edilmiştir. Mercani, şuanda derneğimizde tahkik edilmekte olan kitabında etraflıca bu konuyu ele almış ve müçtehid alimleri mukallid seviyesine indirgemesine karşı çıkmıştır. İbni Kemal Paşa acaba böylesi bir tasnifi yaparken saydığı bütün alimlerin neşriyatlarını gözden geçirmişmidir ?
Bu görüşün tutulmasının sebebi ise, müteahhirun ulema fıkha dair yeni bir tasnif veyahut usul çıkardığında genellikle yeni olduğu için sorgulanmamış ve kabullenilmiştir.. Bunun örneği İslam tarihinde oldukça boldur...
Yukarıdaki yazımız üzerine "Mercani" hakkında ileri,geri konuşan bazı kişilerin yazdıklarıyla "Mercani" içerikli yazımız tenkite maruz kalmıştır. Bunu yapan kişiler katında muteber addedilen (indimizde de muteberdir)"Mektubat-ı Rabbani" neşriyatını istifademize sunan, farsçadan,arapçaya tercüme eden "Murad Molla" Mercani hakkında şunları söylemiştir (bir forumdaki yazımızdan iktibas ile);
Konuya dair gerekli iktibasları yapacağımızı belirtmiştik. Kısmet bugüneymiş, zira yoğunluğumuzdan dolayı fazla katılımda bulunamıyoruz ve söz verdiğimiz konulara dair cevaplarımız geç gelmektedir, kardeşlerimiz haklarını helal etsinler.
İlk yazdığım mesajlarda da belirttiğim gibi, Mektubat-I Rabbani'yi, Farsça'dan, Arapça'ya çeviren ve istifademize sunan Molla Murad'dır. Molla Murad, Mercani hakkında; övülünecek şeylerini övdükten sonra, mutedil bir duruş ile tenkit edilecek noktalarını ise tenkit etmiştir. Yani sevgisi, onu kutsamaya yöneltmemiş, yanlışlarını da tenkit etmekten geri durdurmamıştır. Zira, Mutedil bir müslümanın tenkit amacı tahkir değil, irşad ve tebliğdir. Konuya gelecek olursak ;
Murad Molla Mercani hakkında şunları söyler:"Faziletli allame, muhakkik molla Şihabuddin ...el-Mercani Kendisi tatar diyarının en bilgili alimidir..."Daha sonra Murad Molla şu iki konuda Mercaniyi tenkit eder: - Razi ve Taftazani gibi bazı eski kelam alimlerini tenkit etmesi nedeniyle - Nakşibendilerin altın silsilesini inkar etmesi Bu iki tenkidi yaptıktan sonra şöyle devam ediyor:"Bu ve benzeri konularda her ne kadar Mercani'yi tenkit etsem de bu ona buğz ettiğim anlamına gelmez. Bilakis ben gerçek ne ise onu ortaya koymak maksadiyle bu tenkitleri yaptım. Yoksa ben (Murad Molla) Mercani'yi en samimi ve kalbi duygularla severim, ona saygı ve hürmette kusur etmem. Onu, ilim, araştırma, bir çok ilme vukufiyet, fikri istikamet ve yüksek anlayış sahibi olma gibi konularda tatar bölgelerindeki zamanın ulemasından daha üstün olduğunu kabul ederim... Kendisinin bir çok eseri vardır. Bunlar arasından en güzeli "Nazuratul Hak" kitabıdır. (İbni Kemal paşanın tabakatına dair yaptığı tenkit de bu kitapta yer almaktadır. A.y.) Daha sonra nesefi akaidine dair yazdığı şerh gelir.
Kaynak: Telfikul Ahbar ve Telkihul asar fi vakai kazan ve bulgar ve mülükittatar: c.2 s.403-406
Ayrıca İbni Kemal paşanın tabakatına dair bir tenkit ve Mercaninin yaptığı eleştirilere bir onay da "Husnu't-Tekazi" isimli kitabında zamanın allamesi Zahit el Kevseri'den gelmiştir. Bu eserde Mercani'den Övgü dolu ifadelerle yaklaşık yarım sayfa kadar bahsedilmiştir. Kevseri, herkesin hataları olduğu gibi Mercani'nin de bazı hatalarının bulunduğunu fakat ortaya koyduğu muhakkikane araştırmaların yanında bu hataların kaybolup gittiğini ifade etmiştir. Kevserinin Mercani ve onun tabakat eleştirisi hakkındaki görüşleri için bkz. Hüsnü't-Takazi: 130- 139 Darul Kütübil İlmiyye baskısı
|