Google
 

Kalbini öğütle yaşat, hikmetle aydınlat

22/11/2007 - İslam Hukuku

Kategori: ilmihal

İslam hukuku (fıkıh), bugün üzerinde en çok fırtına kopartılan, gelenekçiler ve modernistler diye ayrılan,İslam'ın ana ilim dallarından biridir.Üzerinde fırtına kopartılan bu ilim dalının üzerinde durulması gerektiğine inandığımız için, elimizden geldiğince çeşitli kaynaklardan faydalanarak ve bitirme tezinden yola çıkarak, konuyu buraya iktibas etmeye çalışacağız.

Hukuk, Dilimize Arapça'dan geçmiş olup "Hak" kelimesinin cemisidir. Birbirinden farklı iki manası vardır, ikisi de "sabit olma" ve "vacib olma" manaları etrafında döner.

Örnek vermek gerekirse; "Şüphesiz ki o vaat insanların çoğuna hak olmuştur." (Yasin suresi ;7) ayetinde "sabit oldu" ve "vacib oldu" manasındadır.

“Hakkı gerçekleştirmesi ve batılı ortadan kaldırması için”(Enfal suresi:8) ayetinde sabit olması ve ortaya çıkması manasına ” hak geldi batıl yok oldu ” (İsra suresi;81) sâbit ve var olan şey manasına “ Boşanan kadınların örfe göre birtakım eşyaları alma hakları vardır, bu takva sahipleri üzerine bir haktır” (Bakara suresi ;241) ayetinde “onların üzerine vâciptir” manasına gelir. (Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, çev:Ahmet Efe,10.C. ist. ,Feza yay. , 1994, C:1 , s. 11,12)

Hakkın bir başka manası “salâhiyet” ve “iktidar”dır. Mülk Hakkı, Alacak Hakkı, Babalık Hakkı ,Velayet ve Vesayet Hakkı gibi tabirler de bu manadadır. (Hayrettin Karaman, İslam Hukuk Tarihi, ist., Nesil Yay. ,Ty s:21)

Hayrettin Karaman aynı eserinde, Hukuku şöyle tarif etmektedir; Hukuk, cemiyette nizam tesis eden ve müeyyidesini amme vicdanının reaksiyonunda ve bu reaksiyona tercüman olan devletin maddi icbar kuvvetinde bulan kâideler manzumesidir.(aynı eser sahife 23)

Bizim burada işlemek istediğimiz ise İslam hukuku tabiriyle kasıd edilen "fıkıh"tır. Fıkhın kelime manası; Birşeyi bilmek ve anlamaktır. Müçtehitlerin tafsili şer’i delillerden istinbat ettiği şer’i-ameli hükümlerdir.(Zekiyyüddin Şaban, İslam Hukuk İlminin Esasları, Çev: İbrahim Kafi Dönmez, 2.bs., Ank., 1996, s.27 )

devam edeceğiz inşaallah...

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

5/11/2007 - Tavsiye kaynaklar ve tasnifler

Kategori: ilmihal

İslam hukuku geniş olduğu için bir çok dalda kitaplar neşredilmiştir. Ve bu dalları bir kaç başlık altında toplamak mümkündür; Usûl kitapları,Fürû kitapları,Fetvâ kitapları, Hikmet-i Teşri kitapları, Ahkâm-i Sultaniye ve Siyâset-i Şer'iyye kitapları, Ferâiz kitapları, Edeb'ul kadi kitapları, el-Eşbâh ve'n-nezâir kitapları,Hilâf ve ihtilâfu'l-fukahâ kitapları şeklinde bir tasnife tutmak mümkündür. Zira bu başlıkları ve muhteviyatlarını islam hukuku kitaplarında bulmak mümkündür.

Anladığımız kadarıyla fürû kitaplarıyla alakalı olarak kaynak istemişsiniz. Fürû'dan kasıt; usûl kaidelerine göre kaynaklardan çıkartılıp ortaya konan ibadet ve hukuk bilgileri, hüküm ve kaideleridir. Bu kitapları 4 grupta müteala etmek mümkündür.

 
1- Bir müçtehidin içtihadlarına göre tedvin edilip hüküm kaynaklarının (delillerini) de içinde ihtiva etmeyen eserlerdir. Türkçeye tercüme edilmiş olarak el-Mavsili'nin "el-ihtiyâr"'ı, İbrahim El-Halebi'nin "Mültekâ'l-ebhur" isimli eserlerdir. Bu iki kaynakta Hanefi mezhebine göre yazılmıştır.

2- Tek mezhebe göre fakat delilleri de verilerek tedvin edilen kitaplara örnek olarak; El-Merğinani'nin "El-Hidâye", Eş-Şîrâzî'nin "El-Mühezzeb" isimli eserleridir. İlk kitap hanefi mezhebine ait, ikincisi ise Şafii mezhebine aittir.

3- Delilsiz, fakat birden fazla mezhebe göre tedvin edilmiş, diğer mezheplerin içtihadlarına yer verilerek yazılmış fürû kitapları: Türkçeye "Dört Mezhebin Fıkıh kitabı" adıyla Hasan Ege tarafından çevrilen ve bir heyet tarafından yazılmış bulunan "el-Fıkhu ale'l-mezâhibi'l-erba'a, Ömer Nasûhî Bilmen'in yazdığı "Hukuk-ı İslâmiyye ve Istılâhat-ı Fıkhıyye Kamusu" isimli kitaplar. Bilmen Efendinin kitabında Zâhiriyye mezhebi içtihadlarınada yer ayrılmıştır.

4- Birden fazla mezhebin içtihadlarının, nassları ve içtihadları ile beraber barındıran kitaplara örnek olarak; İbn Hazm'ın "El-Muhâllâ", ibn Kudâme'nin "El-Muğni", İbn Rüşd'ün "Bidâyetü'l-Müctehid Niyateü'l-muktesıd" isimli eserleridir.

Es-Serahsî Muhammed b.Ahmed'in "El-Mebsût", İmam Muhammed'in Hanefi içtihadlarını muhtei altı kitabını özet halinde içinde barındıran "el-Kâfi" isimli esere şerh olarak yazılmıştır. Delilli, mufassal, yeri geldiğinde diğer mezheblerle mukayeseli bir eserdir.

El-Kâsânî Alâuddin Ebû Bekr b. Mesud'un "Bedâyi'us-sanâyi" sinide burada zikredebiliriz. Hanefi mezhebine göre yazılmış olan orta hacimli bu eser, delilli ve mukayeseli güzel bir eserdir.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

7/5/2007 - Bir soru ve Cevap

Kategori: ilmihal

Soru ;Mümkünse konu gelmişken birkaç Hanefi Fıkhı, Şafi fıkhı ve ardından diğerleri ile ilgili kitap tavsiyesinde bulunur musunuz?

Son dönem fıkıh kitaplarından ziyade ilk döneme ait, orjinal, hadis tahilili, dipnotlu olan...Son dönemde yazılan İhtiyarlardan değil de ilk döneme ait olanlardan bahsediyorum,umarım anlatabilmişimdir...

Bir Sahih Buhari ardından da dört mezheb fıkhını muteber kaynaklardan okumak istiyorum..Tavsiyelerde bulunursanız sevinirim

konuları takip ediyorum ama yazmak bugüne kısmetmiş.

Allah razı olsun

 

 

Yanıt :

 

Amin ecmain...

İslam hukuku geniş olduğu için bir çok dalda kitaplar neşredilmiştir. Ve bu dalları bir kaç başlık altında toplamak mümkündür; Usûl kitapları,Fürû kitapları,Fetvâ kitapları, Hikmet-i Teşri kitapları, Ahkâm-i Sultaniye ve Siyâset-i Şer'iyye kitapları, Ferâiz kitapları, Edeb'ul kadi kitapları, el-Eşbâh ve'n-nezâir kitapları,Hilâf ve ihtilâfu'l-fukahâ kitapları şeklinde bir tasnife tutmak mümkündür. Zira bu başlıkları ve muhteviyatlarını islam hukuku kitaplarında bulmak mümkündür.

Anladığımız kadarıyla fürû kitaplarıyla alakalı olarak kaynak istemişsiniz. Fürû'dan kasıt; usûl kaidelerine göre kaynaklardan çıkartılıp ortaya konan ibadet ve hukuk bilgileri, hüküm ve kaideleridir. Bu kitapları 4 grupta müteala etmek mümkündür.

1- Bir müçtehidin içtihadlarına göre tedvin edilip hüküm kaynaklarının (delillerini) de içinde ihtiva etmeyen eserlerdir. Türkçeye tercüme edilmiş olarak el-Mavsili'nin "el-ihtiyâr"'ı, İbrahim El-Halebi'nin "Mültekâ'l-ebhur" isimli eserlerdir. Bu iki kaynakta Hanefi mezhebine göre yazılmıştır.

2- Tek mezhebe göre fakat delilleri de verilerek tedvin edilen kitaplara örnek olarak; El-Merğinani'nin "El-Hidâye", Eş-Şîrâzî'nin "El-Mühezzeb" isimli eserleridir. İlk kitap hanefi mezhebine ait, ikincisi ise Şafii mezhebine aittir.

3- Delilsiz, fakat birden fazla mezhebe göre tedvin edilmiş, diğer mezheplerin içtihadlarına yer verilerek yazılmış fürû kitapları: Türkçeye "Dört Mezhebin Fıkıh kitabı" adıyla Hasan Ege tarafından çevrilen ve bir heyet tarafından yazılmış bulunan "el-Fıkhu ale'l-mezâhibi'l-erba'a, Ömer Nasûhî Bilmen'in yazdığı "Hukuk-ı İslâmiyye ve Istılâhat-ı Fıkhıyye Kamusu" isimli kitaplar. Bilmen Efendinin kitabında Zâhiriyye mezhebi içtihadlarınada yer ayrılmıştır.

4- Birden fazla mezhebin içtihadlarının, nassları ve içtihadları ile beraber barındıran kitaplara örnek olarak; İbn Hazm'ın "El-Muhâllâ", ibn Kudâme'nin "El-Muğni", İbn Rüşd'ün "Bidâyetü'l-Müctehid Niyateü'l-muktesıd" isimli eserleridir.

Es-Serahsî Muhammed b.Ahmed'in "El-Mebsût", İmam Muhammed'in Hanefi içtihadlarını muhtei altı kitabını özet halinde içinde barındıran "el-Kâfi" isimli esere şerh olarak yazılmıştır. Delilli, mufassal, yeri geldiğinde diğer mezheblerle mukayeseli bir eserdir.

El-Kâsânî Alâuddin Ebû Bekr b. Mesud'un "Bedâyi'us-sanâyi" sinide burada zikredebiliriz. Hanefi mezhebine göre yazılmış olan orta hacimli bu eser, delilli ve mukayeseli güzel bir eserdir.

Örnekleri çoğaltmak mümkündür,İslam kültür mirası doğusundan batısına çok zengindir. Ve bu yazımızda hepsini ele almaya ne vaktimiz nede bilgimiz yeterlidir. Şimdilik bukadarıyla iktifa etmeye çalışacağız..

Selam ve dua ile..

 

 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

7/5/2007 - Hânefi usulû ve Numan bin Sabit-2

Kategori: ilmihal

O kendi metodunu ve uygulamasını şu şekilde anlatmaktadır; “ Peygamber (s.a.v) den gelen başımın üstündedir. Sahabeden geleni seçeriz. Bunun dışındakilere gelince, onlar da ehil biz de ehiliz.” Yine Yahya b.Main’den gelen bir rivayette, Sevri ile bir başka kişi arasında geçen diyalogta Ebu Hanife’nin şöyle dediği rivayet edilmektedir. “(Önce) Allah’ın kitabına bakarım. Orada bulamazsam Resulullah(s.a.v) ın sünneti ile (amel ederim) orada da bulamazsam Peygamber(s.a.v) in ashabının sözlerine bakar ve dilediğimi alırım. Ancak mesele İbrahim’e, Şabi’ye, Hasan’a, Atâ’ya varırsa ben de onlar gibi ictihad ederim.(Zehebi, Menakibü’l-İmam Ebu Hanife (Tah. M. Zahid ve Afgâni), Kahire, s. 20) Bu, Ebu Hanife’nin kendisinin de beyan ettiği gibi mezhebini üzerine bina ettiği usûldür. Daha sonra gelen Hanefi fıkıh usûlcüleri bu çizgileri daha belirgin hale getirmişlerdir. Buna göre Hanefi fıkıh usûlünün delilleri tertip usûlü şöyledir.

1-Kitap

2-Mütevatir ve Meşhur sünnet. Âhad habere gelince, râcih kıyasa muhalif olmadığı sürece muteberdir.

3-İcma

4-Rey ileri sürülemeyecek meselelerde sahabe görüşü.

5-Kıyas,örf ve istihsan


Ebu Hanife kıyasa ve reye özel bir konum vermiştir. Mezhebinde kıyasa itimat etmesinin de ötesinde onu bazı âhad haberlerin de önüne geçirmiştir. Kıyasa bu derece önem vermesinin ve onu bazı âhad haberlerin önüne geçirmesinin sebebi, sahih hadise değer vermemek değil, aksine ictihad ve istinbatlarında sadece sahih hadise yer vermeye gösterdiği itinadandır.(Dr. Muhammed İbrahim Ahmed Ali, el-Mezheb İnde’l-Hanefiyye, Mekke, s. 63)

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

7/5/2007 - Hânefi usulû ve Numan bin Sabit-1

Kategori: ilmihal

Numan b. Sabit, ataları, Horasan'dan Kûfe'ye göçmüş. Kendisi Hicri 80 yılında Kûfe'de doğmuştur.

Bir çok ûlemadan ders aldı. Kâbe'nin etrafındaki ders halkalarını görmesi içindeki ilim aşkını tetikledi ve böylece Kûfe'ye döndüğünde oradaki ders halkalarına katıldı. Başlarda Kelam münakaşaları cezbediyordu ve sonunda fıkıha yöneldi ve 40 yaşına kadar 18 sene üstadı Hammad b.Ebi Süleyman'ın derslerine devam etti. Fıkıh silsilesi, Hammad, İbrahim nehai, Alkame ve Esved aracılığıyla Abdullah b. Mesud'a uzanır.( Osman Keskioğlu, Fıkıh Tarihi ve İslam Hukuku, DİB.yay, Ankara 2003 )

‘‘Birgün müminlerin emiri Ebu Cafer’in huzuruna girdim. Bana ey Ebu Hanife, ilmi kimlerden aldın? dedi. Dedim ki, Hammad aracılığıyla İbrahim’den o da Ömer b.Hattab’tan, Ali b.Ebu Talib’den ve Abdullah b.Mesud’dan almıştır. Bu cevap karşılığında Ebu Cafer ‘‘yeter yeter’’ dedi. (Dr. Muhammed İbrahim Ahmed Ali, el-Mezheb İnde’l-Hanefiyye, Mekke, s. 61 )

Kendilerinden hadis rivayet etitği ve ders aldığı kişilerin arasında muhteli fırkalardan âlimler de bulunmaktaydı. Zeyd b. Ali Zeynelabidin ve Cafer Sadık gibi Şii imamlarından ve ric'atı savunan bazı Keysaniye ulemasından da ders almıştır.

Derslerinden, hocanın meseleyi sonuca götürdüğü metod yerine meseleyi ortaya koyarak münazara edilmesi metodunu benimsemiş ve ortak aklı kullanmaya, meselelerin değişik yönleriyle de incelenerek araştırılmasına çaba göstermiştir. Bu yegan uslûbun bir sonucu olarak da Ebu Hanife'nin mezhebi:

a ) Bir cemaat mezhebidir. Çünkü onun mezhebinde hüküm/sonuç ilim ehlinden oluşan elit bir grubun çabasının sonucudur.

b ) Ebu Hanife ashabına şeri’ delillerden hüküm çıkarma eğitimi vermiş, bütün akla gelebilecek ihtimalleri ortaya koyarak, onların en uygun çözüme ulaşmalarını sağlamıştır

c ) Onun öğrencileri bu ders halkasında teslimiyetçi bir dinleyici konumunda değildir. Bilakis mezhep görüşünün oluşumunda katılımcı ve yapıcı bir konumdadır. (Dr. Muhammed İbrahim Ahmed Ali, el-Mezheb İnde’l-Hanefiyye, Mekke, s. 62)

d ) Meseleler uzun münakaşalar sonucunda çözülmüş ve yazılmıştır. Bu konuyla ilgili olarak İbni Ebi’l-Avvâm şöyle demektedir:‘‘Ebu Hanife’nin kendisiyle birlikte fıkıh kitaplarını tedvin eden seçkin kırk talebesi vardı.”

e ) Yeni olayların hükümlerini açıklamakta ard arda gelen topluluklar sürekli çabalar harcamıştır. ( Muhammed Zahid el-Kevseri, Hanefi Fıkhının Esasları ( çev. Abdülkadir Şener ),TDV, Emel matbaası, Ankara 1991, s. 47-48 )

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Pek çok konuda olduğu gibi İslami anlama konusunda da bütün problem aslında bizim algı sistemimizden kaynaklanmaktadır. Geçmişi sağlıklı okumanın yolu, hiç şüphesiz geçmişi kendi şartları içinde anlamaya çalışmaktan geçer. Selef'in Kur'an'a, Sünnet'e, ibadete, hayata, ölüme bakışı ile bizimki arasında bir "uyumsuzluk" varsa, yapmamız gereken, geçmişi bugünün parametreleriyle ölçmeye kalkmak değil, yapabiliyorsak bizi geçmişin dünyasına götürecek zihnî bir yolculuğa çıkmaktır...Yapamıyorsak, ibret

Kategoriler

Arkadaşlarım

aisece
mansur
orkunintifada
harikalardiyari10
kalbeinennur
aydinli09
kaydedilenler
yolcuhmevlayagider